Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

enginer

Ağustos 2007 tarihli yazilar (sayfa 1)Ağustos 2007 tarihli diger ogeler resimler, videolar

sınır

geniş kelimeler kullansak.

ucurtmanın kuyruğuna,süsler yapsak,

söğüt dalından kaval,

bir parça tülbentten ,oyuncak bebek.

ele ele tutuştuğunda,

avucunda,sevgili saçı hissi.

daralttık dünyamızı,

çorbamızdaki tatlandırıcı monosodyumglütomat.

aşk ve sevda gözyaşı hüzün,sözcükleri ile.

fastfood bir lezzeti sürdürüyor...

bir ipek mendili bile saklayamadık.

hangi gül e baktık gerçek bir bahçede en son.

bir çiçek bile yok defterimizde/kitabımızda

ama sen nasılsa geliyorsun.

ben nasılsa bir yolunu buluyorum

sana gitmenin,

narçiçeği

dönüşüyor

nartanesine,

bir avucumla veriyorum.

gözlerin

neden

neden

güzel bakıyor.

böyle

bir geniş ferah alanımız oluyor.

sesinde su serinliği

sabah buğusu

sevda borcu

beni bağişla

yaz sıcaklarınıın,ateş tozlarında,

karların,savrulup tozadığında,

aklım sana gidiyor.

belki sen geliyorsun.

uyaklarını şiirin

seviyorsam  sana doğru.

kalleşliği bile affediyorsam,

sen beni insanlaştırdın.

kendi canını yakarken,

zehirli sorularınla,

benim gizli yaralarımı gördün,

iyileştirdin.

yapmasaydın.

yaramın acısına

dokunulmazlığına

iğrenç olmayan gizliliğine,

"kül" dökmüştüm.

simdi sana sevda borçluyum.

aşka bir derin deniz gibi dalarken.

bu borç,

can yeleği gibi engelledi.

sen derinde kaldın

ben

aşkına muhtaç.

 

zeytin dalı

bir koku ki

güle özlemi bastırır

insandır

insan canına benzer,

ruhuma sıvanır

dostça,

siyahtır ki

asildir

ve

komşu kızı kadar yakın

.

sana benzer

zeytin tanesi

gülden sonra en güzel kokan.

senden önce

hep sevda olan.

borcum du

keşke ödesem

zeytini senden fazla sevemem.

ey egenin kokusu,

akdeniz saçlım.

 

gül şarkıları

gülden

gül

tene

dönmek

.................

sana yakışan

bir can

suyunu

.............uykudan

kıskanıp..

sana vermek.

..

güzelsin.

...

daha da güzelsin

gül

hep yelkenli bir gemi düşleriz

yakışır düşlere ,

deniz ve gemiler.

gece de yıldızları ile

rüyasız gözlerin şenliğidir.

şenlik,

senin uyumayan gözlerindir,

sen uyumazsan

deli gönül

bir çoşar bir çoşar,

hem düğündür

hem gelin.

dağıtır senin saçlarını,

silker dut ağaçlarını.

damla

damla

damlar,

baldan

damlalar.

bahçesin

bağsın

bağ bozumu,pembe üzüm sepetisin.

gizlisin içinde aşkın.

sırsın.

gülünce

sende

(seni seni)

anlarsın...sevdasın.

sevdaların gül goncası,sen de

açılılırsın,gül kokarsın,

güllerle,açılıp

güllerle ,gül kokarsın

bir gün seni seviyorum diyeyim

güzelliğin bir başka,

bir başka şeye benzer..

bir ülkeye...bir başka ülkeye...

sınırımda,ormanları bol....

sen yakınım ol....

sen yakınımda ol daima....

belki bir okyanus adasındasın

ama yakınımda olmanın

bir yolunu bulmalısın...

ben bilmem pek çok şeyi

konuşamam da.

sonradan öğrendiğim bu eylem:"konuşmak"

sarmadı beni nedense.

hep bir yabancı dili

konuşuyorum acemice,

anlamıyorum/anlatamıyorum...

yazmak ve okumak daha yakın.

örnek "aşk " kelimesini yazabiliyorum,

ve anlamını biliyorum az çok...yazmak hoşuma da gidiyor.

ama,

dilim dudaklarım alışmadı "aşk" a.

sevda ise ,

anlatılır bir masal hala.

sevda anlatılır,yazılır,söylenir.

son yanlışlığımı nasıl ifade edeyim şimdi..

en iyisi sen bana konuşmayı öğret:

ben de sana birgün,

"seni seviyorum" diyeyim..

seni sevdim.çoksevdim............

nahif bir sevgi şiiri

resimlerde yorulur,

güzellikler.

sevgiyi de ister,

saksıda çiçekler,

suyla beraber.

,güneşi andırır bakışın,

içinde aşkın ateşiyle,

yakıcı öpüşlerin beklentisi ile,

seninle gelir

mutluluk

sevda nın bahçesi seni bekler.

kızma

cam şişe içinde bir gemi maketine dönüşürsem.

söz yakışacağım,misafir odandaki vitrine.

utanırım

utanırım

rüzgarım

güzelim

rüzgarınla

savrulurum

harmanım

buğdayım

samanım

yanarım.

suyum

nefesin

ürperirim

titrerim

dalgalanırım.

durulurum.

sonra

yıdızla dolu bir gece olurum.

sessiz sakin..

ve

sensiz

yılan zehiri toplayıcısı.

şimdi adınlasın.

nilgün diye ,hatırlıyorum.

öyle bir zaman dı ki.....

adın bile yanlış olabilir.

o,"çocukça bir aşk"

dediğimiz şeyi,

ne uğraşmıştık

yaşatmaya.

oysa;

iki yürek acemisi,

sevme özürlü.

iyi ki ölmemiş

elimizde

o prematüre aşk.

ben de ne korkardım

çekinirdim.

yılandan ve zehrinden,

şimdi seviyorum bile

sorduğum yılan zehirinin

tadını.

belki şöyle de denebilir.

sevda bizi kullanmak istedi yaşamak için.

biz de korktuk...

"sevgileşme" idi bir çözümü de.

iki elemanlı bir alaşımdı.

yumuşak ve güzel

kokulu bir metal hamuru.

hard rock müzik ile iyi eşleşirdi.

karanlıkta gün ışığını unuturduk...

....

çok bir "hanımefendimdiniz"

ancak böyle yazabiliyorum,

olamayan aşk gecelerini...

hepiniz affediniz...

sizin küçük prensiniz.*

.

.

.

*(beyaz atsız)