madde ve sevda
gördüğümü,
dudaklarının kırmızısından anlıyorum.
gördüğümü,
dudaklarının kırmızısından anlıyorum.
çok içtim.
öz-et-im bu.
zamanı kavrayamıyorum.
kavrayamadığımı hissetmemek için,
acılığına sığındım.
iskeleye bağlayan halatımı var sanmak için,
çok içtim.
olayları sildi beynimden akan seller.
kaynağı belirsiz duygular/
şiir işliyor kafamda.
artık anlamını vermiyor kelimeler.
belki seni içsem,
dudaklarım /
dokunsam saçların/
körelen sinir uçlarımı uyarır.
yoksa bulacağım hiçbir şey yok.
son umudum
ki umudumun sonu sensin.
deniz kıyısında yaslanacağım
mermerden bir tanrıça heykeli.
ya da
merhaba diyen bir ışık
Bu kadarmı yakışır ?
unutulmak
hem solgun bulutlar
hem sonbahar
aklımda onca şey var
ama her yanımdadasın....
kokunu taşıyor o eski bahar...
darmadağın saçlarınla
yeşilden kırmızıya
maviden sarıya,esen,
ve günler
ve aylar
ve yıllar
unutmak kolay
ama
acıyan
hatıralar
bir çocuk olarak başlıyoruz
güne....
yaralarımız kanayarak
dönüyoruz
gecelerimize....
(Eski kitaplarımın içinde 3-4 yıl önce yazılmış bir pusula buldum değiştirmeden aktarıyorum)
kar/altında susan çiçek
ayazda üşüyen kuş
uykudaki karınca
merhaba.
güzel zamanların masum sürgünleri
beni siz anlarsınız,
esir umut
sanık günler
merhaba.
merhaba,onca yıldır yokuşa akan ırmak
doruğa tırmanan düş
ve
beni bir alın yazısı gibi izleyen hüzün
merhaba.
merhaba
tetik düşümü yaşamam,
tedirginliğim,kuşkularım,aşkım
ve ağıtım merhaba.
ben oluşum ,ayrılığım,
yenilişim merhaba...
....
(düzeltmeğe şimdilik kıyamadım)