güzel yazılardı aktardım
?
bu pazar evde yalnızdır,
o "salak" kafa
okurmu gece kitaplarını- ...okur.
çekermi şiirlerini damardan ...çeker.
hayallerini hayallenirmi?.....yapar..
öyledir.
içer içer.
içer içer
uyuyamaz
uyuyamaz
(uyku ile hayal ne kadar benzemez!..oysa aynı gibiler)
kazanmanın acısı
arayamam seni,
kazanmanın yaralı yüreğini
sana bağışladım,
sızlayarak sürecek yıllarca,
yaşadıkça......
kurmazbazlar ve aşıklar kaybetmek için oynarlar demiş
"matrakçı birisi"
kaybettikçe kazandığım
sensin
gülüm
sensin
kendi karanlığında
esrarını arayan
keş
oldum.
aşkolsun efendim
geceye nasıl sıvanmışsa yıldızlar,
artık öyle olmuş...
özlemek;yaldızlı bir gözyaşı şişesi nin kırılıp,
gece mavisi bir atlas örtüye serpilmesi gibi....
yıldızlanıp ışıklanıp
kararmış gönlüne yerleşmiş...
aydınlanacak bir yol aramadığı için.
acısını karanlıktan göremediği için.
sevse gülü,kokusunu ,bir vazoda unuttuğu için.
anlamları ,kendine sakladığı için.
susmayı çoktan,ısınmak sandığından.
artık gökkuşağıda ,boyalı şekere benzediğinden.
çok şey söylemiyormuş...
belkide şöyle demeliyiz...
"aşk olsun".
:)
(şiirler pek birşey gizlemez çoğu zaman:"ne hissettinizse o" dur efendim
sana bir mektup
vuslat (sevişme) ve iletişim
yazmak için hergün yeni ve korkunç bir istek daha yeşeriyor içimde.."
yeşeren,çiceklenen,ağaçların,gölgelerin,
olacağı,bir ormana doğru,
ve
tanıdık bir bübülün
çayırkuşuna söylediği
şarkıyı
yazmak için.
yaşamın akşamından sabahına
kaç kez değişir gölgesi
alaca gezenin
..........................
tam yeri geldiğinde,
dökülür meyler,
kırılır paramparça kalpler.
ve bir gök kuşağı açılıverir.
yağmurun ardından,gün ışığıyla.............
saatim dur
zamanlar olurdu;
ayrılık ,
rengini boyardı ,
duvarda yapraklı takvime.;
yalnız bir saklıgöl manzarası,
bir yaprağında kırçiçekleri,
takvimin arka rengi düzbeyaz..
ve boyanmış
ön yüz
kopyalanmış hayatlar...
takvim ,ey yüce zaman,..
şimdi dakikalarla
özlemden damıttığım hüzün,
dayanamadığım saatler.
saniyeler uzun iken takvimden.
gitme desem....
zamanım olsan....
kırık saatim,olsan....
gitmesen
27/4/2007
şiir kadın ve ergonomi
ergonomi ve şiir
--------------------------------------------------------------------------------
otomobil üretiminde,kullanacak kişilerin anatomik yapısı dikkate alınır.
0/0 kaç kadın müşteri kaç erkek müşteri,ve kol uzunlukları,ayak boyları dikkate alınır.
kullanıcı oranının düşüklüğü nedeni ile otomobiller şimdilik tam hanımların ergonomisine uygun değildir...
aynı olay ve kavramlar sanat ve edebiyat kavramlarında da geçerlidir.
önce sözlü daha sonra yazılı olan şiir,ataerkil tarım yaşam tarzının yaygınlaşmasından etkilenmiştir.
konuşma yetenekleri, ve anlatma tarzları,nedeniyle ;simgesel,müziksel,çok fazla anlamları barındıran ,
ama erkeksi bir şiir gelişmiştir....
sorun bir kadın-erkek yarişmesına indirgenmemeli.
genetik türünün devamı için,kadın-erkek bir rol ve görev paylaşımı yapmıştır.
daha sonra değişen yaşam koşullarına,tekrar uyum sağlanmıştır.
kadın zihinsel yapısı,daha çok sayıda kelime kullanır.kıvrak bir konuşma yetisine sahiptir.anlatmak istediği kavram için,uygun kelimeleri hızla kullanır,ses rengi ile de bunu ifade eder.
erkek beyni ,başlangıçta daha farklı ihtiyaçlara göre gelişmiştir.
konuşmak,yaşamsal önem bakımından,(kadına göre )bir arkada kalmıştır.
önceleri sözlü,daha sonra yazılı hale gelen şiir,aslında çok ta değişmemiştir.
antik şiirleri pekala beğenerek okuyabiliriz.
bunda çevrienlerin çağdaş şairler olması da etkin olabilir.
lezbozlu sapho nun siirlerini okuduğumuzda,(çeviri olmasına rağmen),bir başkalık hissederiz.şaşırırız(en azından bana öyle geldi).
kelimeler özenle ,seçilmiş,ama doğrudan,"canlı" ,sanki dokunarak,daha maddi bir ifade oluşmuştur.
şiirin gizemli,metaforlu,içiçe anlamlar içeren,gizli mesajlar aktaran,bir forma gelmesi daha sonra olmuştur.
bu açıkladığım,erkek zihinsel yapısının,yaşamda egemen olması dır.
ancak kadınların sanatsal ortamda satınalma gücü ile daha yönlendirici olması ile,
tüm sanat dünyasının (ergonomik) yapısı,değişecektir
küllenen şiir
--------------------------------------------------------------------------------
şiir sanatı yandı kül oldu savruldu.
hissettiğimiz eski bir sıcaklığın,
karanlığımızda ışıyan bir alevin hatırası.
bu girişten sonra :
şiiri erkekler yazılı hale getirmiş ,ve maskülen bir dünyada tüketim ortamına sunulmuştur.
biz saygıdeğer erkekler az söz ile çok fazla şey ifade etmeyi ,hatta içinde görüntü müzik hissttirmeği sevdiğimiz için.
şiir içinde varolandan çok daha farklı anlamları da aktarmak için.şiiri yoğrup bu hale getirdik.
ama mal satılmıyor?
alem bir acaip ve şiirsiz oldu.
çünkü;beynin fonksiyonlarının cinslere göre dağılımında,
hanımlara konuşurken hızlı,berrak,anlamlı,çümle kurma ve duygularının tamamını ifade edebilme yeteneği verilmiş.
erkelere de şiirsel ,simgesel,ama sınırlı bir konuşma yeteneği verilmiş.
kadınların sanatsal hayatın içinde,ekonomik olarak aktif olması,sanatı satın alarak yönlendiren olması nedeni ile.
varolan şiir,satılmaz hale geldi.
yeni şiir,şimdikinden daha farklı olacak,
daha açık daha canlı,ne istediğini rahatça anlatan,dekolte,
biraz uzun,biraz daha sesli...
ama erkeler bundan memnun kalabilir,çünkü hoş(latif) bir ürün olacak.
küllenen şiirin ocağı hanımlara teslim.
hazan ve diğerleri
bir kuru yaprağın
dalından
toprağa usul usul
konması kadardır ömür
ve
hazan
usul usul uçarken
bir yeşil yaprak dokunur
kıvılcımlanır yemyeşil olur bir anda
dünya
artık yeşile boyanır gözleri
uzanmışken toprağa sarı yaprak
"hayat güzeldi" der
ve gözleri hep yeşil kalır
(dost yapraklara)
sen bilmesen de ,ben bilmesem de,
serçe dolu bir çınar ağacı gibi cıvıldıyor
kafamın içi,
bazan bir ürkek sessizlik,
sonra dolanıyorsun
dallarımda yapraklarımda
aklımdasın,
ben bilmesem,sen anlamasan,
bir çınar gölgesine adın düşüveriyor.
aklım
nerdesin.
(öylesine dökülüverdi,kelimeler,sahipsiz)
"seni düşünmek güzel şey
ümitli şey"
(nazım hikmet)
şiir bu mısrada ,gerisi dolgu maddesi
nazım sağ olsaydı,gerisini
bir başka şiirde kullanırdı.
şiir,i avuçlarınıza alabilir siniz
ama dokunmayacaksınız,teniniz değdiğinde
o belki daha güzel bir şeydir.
ama şiir değildir.
bu yüzden sersemliyoruz şiirin karşısında,
bu kadar güzel bu kadar narin,
ve çekici
şiir sizi sever
ama siz şiire dokunamazsınız.
ama ben şair olmadığım için.
bu dokunulmazlığı sevmem.
mühendis olduğum için
hesaba kitaba sığsın isterim şiir bile
derken ansızın bir hüzün kırar camlarımı
kalır ruhum,çıplak çaresiz
23/4/2007
hazan ve diğerleri
bir kuru yaprağın
dalından
toprağa usul usul
konması kadardır ömür
ve
hazan
usul usul uçarken
bir yeşil yaprak dokunur
kıvılcımlanır yemyeşil olur bir anda
dünya
artık yeşile boyanır gözleri
uzanmışken toprağa sarı yaprak
"hayat güzeldi" der
ve gözleri hep yeşil kalır
(dost yapraklara)
sen bilmesen de ,ben bilmesem de,
serçe dolu bir çınar ağacı gibi cıvıldıyor
kafamın içi,
bazan bir ürkek sessizlik,
sonra dolanıyorsun
dallarımda yapraklarımda
aklımdasın,
ben bilmesem,sen anlamasan,
bir çınar gölgesine adın düşüveriyor.
aklım
nerdesin.
(öylesine dökülüverdi,kelimeler,sahipsiz)
(nazım hikmet)
şiir bu mısrada ,gerisi dolgu maddesi
nazım sağ olsaydı,gerisini
bir başka şiirde kullanırdı.
şiir,i avuçlarınıza alabilir siniz
ama dokunmayacaksınız,teniniz değdiğinde
o belki daha güzel bir şeydir.
ama şiir değildir.
bu yüzden sersemliyoruz şiirin karşısında,
bu kadar güzel bu kadar narin,
ve çekici
şiir sizi sever
ama siz şiire dokunamazsınız.
ama ben şair olmadığım için.
bu dokunulmazlığı sevmem.
mühendis olduğum için
hesaba kitaba sığsın isterim şiir bile
derken ansızın bir hüzün kırar camlarımı
kalır ruhum,çıplak çaresiz
22/4/2007
berberde traş için beklerken, bebek arabası ile bir bey geldi,
arabada bir yaşında bir bebek,ve 3-4 yaşlarında "bir minik abla",arabanın yanındaydı...
baba traş için koltuğa oturdu,minik abla,bebek arabasının yönünü,koltuğa ,babasına,döndürdü.
bebek arabadan, önce çevresine göz attı,huysuzlanmak için sırasını beklemeğe başladı,
minik abla bebeği bir an bile gözden kaçırmıyordu,saçlarına dokunup,sakinleştirmeğe çalışıyordu..
baba: çocuklara bakmadan,"kızım arkadaki koltuklara otursan!" .diyordu.
halbuki minik abla bebeği,"büyük çocukları ömür boyu esir alan,koruma ve kollama içgüdüsü" ile,dikkatle izliyor,onun hareketlerini sınırlamaya ,düşmesini önlemeğe de çalışıyordu..
babasına "koltuğa oturursa göremeyeceğini",söyledi..ama şaç kurutma ve makinaların sesinden duyuramadı..
ve bebek ağlama sırasının geldiğini anladı;kısa bir çığlık atıp,sustu.
baba:"kızım,kardeşin neden ağlıyor!",dedi...
baba bu sözü birkaç kez daha tekrarladı ..
"kardeşin neden ağlıyor"...
ve farkedemedi ki:
minik abla artık;hep bir; "kardeşin neden ağlıyor" sorumluluğunu,iç güdülerine yerleştirdi..
kardeşinin ve çevresindekilerin her ağladığında:"neden ağlıyor!",
"ağlamasını,canının yanmasını,düşmesini ,hata yapmasını engelleyebilimiyim". düşüncesinden kaçamayacak
insanlarını ve kendisini hep bir koruma ağlarının altında sınırlayıp esir etmeye çalışacak.
ve :
hiç alışamayacağı bir suçluluk duygusunu karakter olarak taşıyarak....
